
Filamentto
Filamentto 2021 yılından bu yana 3D yazıcılar için spesifik türde hammaddeler üretip geliştirmektedir. 2022 yılında ise sürdürülebilir biyobozunur hammaddeler üzerinde ARGE çalışmaları yapmaya başlamış ve şirket bünyesinde kurulan laboratuvar ile antep fıstığı sert kabuklarından ve atık bitkisel yağlardan elde edilmiş kompozit polimer üretmeyi başarmıştır. Bu polimerin ticarileşmesi için çalışmalar yürütmektedir.
Sürdürülebilirlik ve Ekoloji
Doğal kaynakların hızla tükendiği günümüzde, biyobozunur malzemelere olan ihtiyaç her zamankinden daha fazladır.
Antep fıstığı kabukları ve atık bitkisel yağlar gibi yenilenebilir kaynaklardan elde edilen biyopolimerler, çevresel etkileri minimize ederek doğaya geri kazandırılabilir.
Bu sürdürülebilir yaklaşım, yalnızca atık yönetimini iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda fosil yakıtlara olan bağımlılığı da azaltarak ekosistemler üzerindeki baskıyı hafifletir. Geliştirdiğimiz biyopolimer, doğa dostu alternatiflerin yaygınlaşmasına katkıda bulunarak daha yeşil bir gelecek için önemli bir adım atmaktadır.

Ekosistemler ve İşlevleri
Ekosistemler, doğal döngüler ve yaşam formları arasındaki dengeyi koruyarak gezegenin sürdürülebilirliğini sağlar.
Antep fıstığı kabukları ve atık bitkisel yağlar gibi biyolojik atıkların yenilikçi kullanımı, ekosistemlerin işlevlerine katkıda bulunur.
Bu malzemelerden elde edilen biyobozunur polimerler, ekosistemlerdeki organik maddelerin geri dönüşümünü hızlandırarak toprağın verimliliğini artırır ve atıkların çevresel etkisini azaltır. Böylelikle, ekosistemlerin doğal döngülerine entegre olan bu çözümler, doğanın dengesini korumaya yardımcı olur.

İklim Değişikliği ve Ekoloji
İklim değişikliği, ekosistemleri ve biyolojik çeşitliliği tehdit eden en büyük küresel zorluklardan biridir. Geliştirdiğimiz biyobozunur polimer, atıkların çevreye zararını azaltarak karbon ayak izini minimize etmeyi hedefler.
Antep fıstığı kabukları ve atık bitkisel yağlar gibi doğal kaynaklardan elde edilen bu malzemeler, geleneksel plastiklere sürdürülebilir bir alternatif sunarak fosil yakıtlardan kaynaklanan sera gazı emisyonlarını azaltır. Bu sayede, ekosistemlerin iklim değişikliğine karşı direncini artırarak daha sağlıklı bir çevreye katkıda bulunur.
